Arktik İpek Yolu: Çin’in Taşımacılık Süresini Azaltıyor, İklim Değişikliğini Hızlandırıyor
Amity Üniversitesi Savunma ve Strateji Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Anu Sharma: “Pekin yönetimi tarafından gündeme getirilen Arktik İpek Yolu’nun açılması halinde Çin’in taşımacılık için harcadığı 30-40 günlük yol, ortalama 25 güne inecek. Anadolu Ajansın haberine göre bu rakam az gibi görünse de aslında lojistik maliyetlerinde ve iş süreçlerinde ciddi bir düşüş anlamına geliyor”, dedi.
Sharma, yeni deniz yollarının ülkelere sağladığı avantajlardan bahsederken gözden kaçırdığımız bir nokta var, bölgeye daha fazla ülke girdikçe, bu yollar daha fazla ülke tarafından kullanıldıkça, doğanın dinamikleriyle daha çok oynamış, daha fazla ısının ortaya çıkmasına sebep olmuş ve buzların daha hızlı erimesine yol açmış olacağız, ifadesini kullandı.
İklim değişikliği etkisiyle buzulların erimesiyle birlikte Arktik’te ortaya çıkabilecek potansiyel yollar ve zengin maden yatakları dolayısıyla bölge ülkeleri buradaki yatırımlarını artırırken Çin gibi bölgeye uzak ülkeler de yeni stratejiler geliştiriyor.
AA’nın küresel ısınma sonucu Arktik’te eriyen buzulların bölgeyi küresel deniz taşımacılığında yeni bir rota haline getirmesi ve bunun çevresel etkilerine ilişkin hazırladığı dosya haberin ikinci bölümünde ülkelerin bölgeye yönelik planları ele alındı.
Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarının kuzey bölgeleri, Arktik Okyanusu ve Atlantik ile Pasifik okyanuslarının bir bölümünü içine alan Arktik bölgesi ABD, Rusya, Kanada, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Norveç ve İsveç tarafından paylaşılırken bölgeye sınırı bulunmayan Çin, kendisini “yakın Arktik” ülkesi olarak tanımlıyor.
Arktik Ekonomik Konseyi raporlarına göre Arktik bölgesinde önemli maden faaliyetleri yürütülürken bunların başlıcalarını, Finlandiya’nın Arktik bölgesi Laponya’da yer alan Avrupa’nın en büyük altın madeni Kittila, Grönland’daki 2 bin 776 kilometrekareyi kaplayan dünyanın en büyük nikel ve kobalt yataklarına sahip Disko/Nuussuaq, dünyanın en büyük çinko madenlerinden biri olan Alaska’daki Red Dog, İsveç’te bulunan Avrupa ve Kuzey Amerika’daki en büyük demir madeni Kiruna, Kanada’nın Nunavut bölgesindeki dünyanın en büyük demir rezervlerinden biri olarak gösterilen Marry River ve Rusya’nın Kuzey Sibirya bölgesindeki zengin platinyum yataklarına sahip Talnah sahalarındaki çalışmalar oluşturuyor.
Hindistan’ın Noida kentinde bulunan Amity Üniversitesi Savunma ve Strateji Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Anu Sharma, AA muhabirine, Antarktika’nın uzun zamandan bu yana özellikle bilimsel çalışmalarla gündeme gelmesine karşın Arktik bölgesinin uluslararası ilişkiler ve jeopolitik bağlamında son 10 yıldır konuşulmaya başladığını, bunun arkasında buzulların erimesiyle birlikte ortaya çıkması beklenen devasa yer altı kaynakları ve oluşacak potansiyel ticaret yolları olduğunu söyledi.

İklim değişikliği etkisi
Henüz düşünce aşamasındaki yolların hayata geçmesinin iklim değişikliği etkisi sonucu buzların erimesiyle daha da hızlanacağı tespitinde bulunan Sharma, yine de bunun 5-10 yıl gibi bir sürede gerçekleşmesinin pek mümkün görünmediğini söyledi.
Arktik bölgesinin bu yüzyılın sonunda tamamen eriyeceğine dair tahminler bulunduğunu hatırlatan Sharma, öte yandan tüm buzulların erimiş olacağı bir dünyada iklim koşullarının da çok şiddetli olacağını ifade etti.
Sharma konuşmasını şöyle tamamladı:
“Yeni deniz yollarının ülkelere sağladığı avantajlardan bahsederken gözden kaçırdığımız bir nokta var. Bölgeye daha fazla ülke girdikçe, bu yollar daha fazla ülke tarafından kullanıldıkça, doğanın dinamikleriyle daha çok oynamış, daha fazla ısının ortaya çıkmasına sebep olmuş ve buzların daha hızlı erimesine yol açmış olacağız. Buzlar daha hızlı eridikçe deniz seviyesi de daha hızlı yükselecek. Yani yapılan şey aslında insanlığın yararına değil ve gelecek nesilleri daha büyük bir tehlikeye atıyor. Onlara daha şiddetli bir iklim değişikliği ve aşırı kullanılmış doğal kaynaklar bırakıyorsunuz.

